Pinterest'e Kaydet

Pinterest'te Biz

Translate

Blog Düştüğünde Mail Gönder (Onay gerekir)

Site İçi ve Etiket Arama

Hakkımızda

01/12/2017

Uzun süredir hakkımızda merak edilenlerin izleyenler tarafından öğrenilmek istendiğinin farkındayım.

Sayısal Mehmet kimdir?

Bu tarihe kadar blogumuzu Milli Piyango yazar ismi ile yazılarımızı yazdık. İzleyenlerin maillerinde sürekli isim sorması nedeni ile kendimize Sıradan Mehmet demeyi tercih ettik.
Sonra eskilerden bir radyo programcısı vardı. Gezegen Mehmet, Kral fm'den dinlerdik.
Bizimkisi de Sayısal Mehmet olsun dedik.
Sıradan Mehmet, Sayısal Mehmet oldu. İsimlerin önündeki sıfatlar büyük harf ile yazılır belirtmeden geçmeyelim.

Sağda solda hakkımızda çocuk, oğlan falan diyormuşsunuz kulağıma geliyor bakın!

Öncelikle blogumuz ortak bir çalışmanın ürünüdür. Bir kişiye mâl edilemez.

Bu sitenin yöneticisi ve birkaç yazarından bir tanesiyim.

Bu büyük yük açıklanmak üzere benim omuzlarıma yüklendi.

Diğer arkadaşlar kendi kafalarına göre anonim takılma kararı aldılar.

Gerek hesabımızın adsense onayı alması ve izleyenlerinde merakının giderilmesi açısından artık hakkımızda yazısının eklenmesi elzem olmuştur.

Sen kendine göre bir şeyler yaz bizimki de aynı olsun dediler. Bana uyar.

Nasıl yaptık, nasıl ettikten ziyade otobiyografi ile çalışmalarımızın kaynağını öğrenebileceksiniz.

Öncelikle hayat çizgisinde içinde bulunduğum şu an için şunları söyleyebilirim.

Bir insan hayatı boyuncu ne kadar sıkıntı, zorluk, parasızlık, yaşarsa hayata tutunma ve azmi o derece yüksek oluyor diyebiliriz.
Pamuklara sarmalanmış hayatlar yaşayanların işleri tersine gittiğinde çamurun tadına varınca yeniden toparlanması mümkün olmayabiliyor.
Düşünce silkinip kalkması zaman alabiliyor.

Erken yaşlarda hayatın zorluklarını yaşamış insanlar hayatın ilerleyen zamanlarında bir çok zorluklara ve olumsuzlukların karşısında cesaretle durabiliyorlar.
Korku ve cesaret birbirine karşı kullanılan iki silah gibidir.
Korkuyu birileri durmadan kullanır ve korkanlar bu silahın karşısında teslim olur.
Korkunun yaratıldığı anda ne yapacağını bilenler cesaret gösterirler. Cesaretin sonucunda korku ile kazanılmaya çalışılan her ne ise kaybedilmiş olacaktır.
Kazanan taraf ise cesaret gösterebilen olacaktır.

İşte bu tecrübenin çok erken yaşlarda kazanılması, farklı tecrübeler ile güçlendirilmesi ilk zamanlarda acı veren bir durum olsa da ilerleyen dönemlerde çok faydası olacaktır.

Öncelikle belirtmek gerekir ki insan her ne iş yaparsa yapsın her zaman çalışma faaliyeti içinde olmalıdır. Durmadan bir şeyler için çalışmalı, çalışırken de kendine kısa hedefler belirlemelidir. Bu hedeflerine ulaşması ona güç verecektir.
Başarıya ulaştırdığı hedeflerin sayısı arttıkça insanın kendine güveni gelecek ve attığı cesur adımları arkasına alarak daha cesur adımlar atabilecektir.

İlk olarak şiddetten bahsetmek gerekecektir.

Fiziki şiddet ve fiziki olmayan şiddet yani mobbing diyebiliriz.
Bu olay daha çok işyerleri ve kurumlarda daha çok kullanılır.
Fiziksel şiddet yoktur fakat mobbing vardır.

Bunun nasıl bir his olduğunu askerlik döneminde bir arkadaşım anlatmıştı.
Bir olaydan dolayı bölük komutanı arkadaşımı odasına çağırdı. Sonra çıktı yanıma geldi.
-Ne oldu? dedim.
-Şöyle sağlı sollu 4 tane vursaydı daha iyiydi. Dedi.

Bu durum siz sanmayın ki insanın ergenlik çağına girmesi, askerlik veya iş hayatına atılması ile başlar. Asla!
İki şiddette insanın hayata gelmesi ile başlar.

Biz olayı daha farklı bir açıdan değerlendireceğiz. Şiddetin öğretici boyutunu inceleyeceğiz.
Korkuya koşullandırılırız.
Yaşam süresince yaptığımız işlerin sayısı bellidir.
Bir iş yaparız.
Bir şeyler öğreniriz.
Yasakları yapmamamız gerekir.
Yapılması gerekenleri yapmamız gerekir.
Beşeri münasebetlere dikkat etmemiz gerekir.
Toplumsal münasebetlere dikkat etmemiz gerekir.

Bunlardan çok yoktur zaten.

Bunların öğretilmesinin adına eğitim-öğretim denilir. Sonra bir oryantasyon süreci ile insanlar kalıplaştırılır. Bu kalıba uymayan insanlara ise anarşist denilir.
Rejim ve rejim karşıtları olarak toplum ikiye bölünür.
Bu bölünmenin gerçekleşmesi için siyaset kurumunun olması gerekir.
Dur olum ben ne anlatıyordum nereden geldim buraya...

Fiziksel olmayan şiddet ehil kişiler tarafından uygulanırsa etkisi büyük olacaktır.
Fiziksel şiddetten daha tercih edilebilirdir bana göre, kötünün iyisi diyelim.

Korkuyu nizama sokabilecek şey ise cesaret olacaktır. Korkuya muhatap olan cesaret gücünü kullanamazsa korku ile kendisine yaptırılmak istenen şeyin karşısında duracak veya kendince yapmak istediğini hayata geçirebilecektir.

Bu anlattığım cesareti gösterebilecek insan sayısı toplumumuzda yok denecek kadar azdır.

Anne-baba baskısı farklı bir konudur.
Bu konu içinde ayrıca bir blog yazabiliriz.
Onların yaptıkları baskı özel bir baskı olacaktır elbette ki fakat bunlar uzaydan gelmedi ki. Onlarda şikayet ettiğimiz toplumun içinden çıkıp geldiler.
Onlarda toplumdan gördüklerini yaşatmak üzere kodlandılar. Ailesinden şiddet gören bir Çocuğun kendi ailesinde şiddet uygulamaması ender görülen bir olaydır.
Bunlar insanın kendini geliştirmesi ile olacaktır ancak.

Şiddet, aile içi olabileceği gibi zorunlu nedenlerden dolayı da olabilmektedir.

Bu insanlar yaptıklarının bir gün karşısına çıkacağın hesap etmeden günah çıkaracağı günleri beklemektedir.
Eğer yine aynı cesareti gösterebilirsen ona o fırsatı vermeyeceksindir.

Yıllar sonra günah çıkarma zamanı gelmiştir.*
-Ben sana böyle bir şey yaptıysam, kansızca, senin ailenin sana sahip çıkmadığı için yaptım diyebilecektir.
-Ben onlara gereken güzelliği yapacağım, sana da yapacağım diyecek cesareti, zamanında gördüğü şiddete karşı duruşun cesareti verecektir.

Hiçbir şey yapmadan tek bir söz ile nefes kesmenin zevki başka olacaktır. O artık hatasını anlayacaktır. Yeterli mi?
Hayır. Devamı gelecek...

Yukarıda şiddetin cesareti güçlendirdiğini gördük. Hiçbir zamanda amacına ulaşamayacağını gördük.
Bir çocuğun fiziksel şiddete maruz bırakılmasının nedeni ne olabilir?
Adam olması?
Standart insan olması?
Kanunlara saygılı, insanlara saygılı olması?
Topluma saygılı olması?
Sigortalı bir iş bulup ömrünün sonuna kadar ssk primi ödemesi?

Bu istenenlerin yerine getirilmesi için uygulanan şiddetin amacına ulaştığını söyleyebilir miyiz?
Cesaret gösterenler kendine mutlaka bir yol bulacaktır.
Cesaret gösteremeyenler ise kendisinden istenenleri yerine getireceklerdir.
Yukarıda saydığımız ve sayamadığımız nedenlerden dolayı insanlar fiziksel şiddete maruz bırakılabilmektedir.

Bunlar şiddetin en gerekli görüldüğü sebeplerdir. Can sıkıntısından, akli sorunlardan kaynaklanan şiddet uygulama isteği gibi konuları ise hiç anlatmıyoruz.

Bu kadar konuyu anlatmamızın nedeni hakkımızda yazısına bir temel oluşturmaktı.

Şiddet karşısında cesur bir şekilde durarak kendimize göre bir plan yaparak bu zamanlara geldik. Elimizden tutanlar, arkamızdan vuranlar oldu.
Tutanı da vuranı da unutmadık.

İşin birde anne baba boyutu vardır. Onun için ayrı bir yazı yazacağız fakat yine de iki satır yazmadan geçmeyelim.
Bir insanın yanında annenin yeri başka babanın yeri başkadır.
Bir erkek evlat kadınlara vermesi gereken değeri babasından öğrenir öğrenebilirse...
Babası annesine değer vermiyorsa bu çocuğunda geleceğini karartacaktır.
Laf aramızda bir erkek evladın hayatının kurtulması kadınlara karşı olan tutumu belirleyecektir.
Annesi, hanımı, kız kardeşi, kızı, kız torunu, vd. işte bir erkeğin hayatında bu insanlar büyük öneme sahiptir. Kadınların rızasını kazanmasını bilen bir erkek hayatının sonuna kadar rahat yaşar.
Bu 1.dereceden 2-3-4. dereceye kadar olan akrabalar olabileceği gibi hayatımıza sosyal ortamlardan dahil olan kadınlar da olabilir.
Bu bir yönetici olabilir. Başka bir konumda olan bir kadın olabilir.
Yine de ne olursa olsun kadınların, hanım kızların gönüllerini almak önemlidir.

Bunların gönlünü yapan erkeğin sırtı yere gelmez. Tecrübeyle sabittir yazıyorum uyanık olun!

Bir insanı anne yetiştirir. Baba ise hayatı boyunca hep susar. Garibandır çünkü fukara, hanım ne derse onu yapan konumdadır.
Ömrü boyunca susan baba hayatında bir kez bir şey söyler ki o insana bir ömür kılavuzluk eder.

Bu işler böyledir. Nizam böyledir.

Anne babanın yerini ve acısını hayatında hisseden insanların bunlar karşısında gösterdiği cesaret ise daha farklı olacaktır.

Bu konuların bir kısmını bloglarda bültenlerde yeri geldiğince yazdık. Hakkımızda yazımızda da mutlaka bulunmasını isteriz.

Annenin çocuk yetiştirmekteki tutumu önemlidir. Kendisini üzen çocuğu akşam babası eve gelince eline veren bir anne çocuğu ruh hastası yapacaktır.
Bu çocuğun ne kendisine ne de topluma bir yararı olacaktır.
Yukarıda yerdiğimiz bir konuyu burada övecek değiliz. Bir insanın yaşayabilmesi için önce kendine sonra da topluma yararı olması gerekir.
Bizim karşı durduğumuz konu sırf bunun için baskı yapılmasıdır.
O zaten olması gereken, kendiliğinden olması gereken bir şey onun için neden dövüyorsun çocuğu?

Anne çocuğuna bildiğini öğretmesi için sabırla yaklaşması gerekecektir.
Benim gibi iki dakika yerinde duramayan bir çocuk için sabır etmek her annenin yapacağı iş değildir.
Merak ettiği her şeyin peşinden giden iki de bir soru soran, o ney? bu ney? o ne işe yarar?
bu ne işe yarar? bir çocuğa sabır etmek zor olsa gerektir.
Ben olsam döverim o derece...*
Yukarıda bir nizamdan bahsettik.
Bu nizama dikkat edilmez ise ne olacaktır?
Bu nizam nerede yazmaktadır?
Bu işleri kim öğretir?
Elbette ki bu soruların cevaplarını verecek değiliz. Bir zahmet araştırıp bulunuz.



Her Türk vatandaşının özetle yukarıda maruz kalmış olduğu şiddet sarmalından sıyrılarak bu zamanlara geldik.
Bir amaç ve hedef için çalıştık. Hala çalışmaya devam ediyoruz. Ölene kadar da böyle olacak sanırım.
Şurda şu oldu burda bu oldu diyerek hakkımızda yazmanın anlamı olmayacaktır.

Uzun süredir hakkımızda merak ettiklerinizi, yazmaya çalıştık.

Bizi de Sıradan Bir Mehmet sayınız!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum yaparken:
1.) Yorumlar denetimden geçmeden yayımlanır. Yapılan yorumun sorumluluğu, yorumu yapanı bağlar. Ayrıca makaram sarı bağlar.
2.) 3. bir kişiye hakaret olmadığı sürece yorumlar kesinlikle silinmez. İsterse yorumu yazan silebilir.
3.) Kuralları aşmadığı sürece site linki paylaşımı yapılabilir.
4.) Konu dışındaki sorularınızı sayisaloyunlar[at]gmail.com adresinden yazabilirsiniz.
5.) İzleyenler istediğini istediği şekilde yazabilir. İstediğiniz yerden başlayabilirsiniz.
6.) Aşağıdaki OneDrive tablosundan kelimelerinizi biçimlendirebilirsiniz.
toplam yazı sayısını öğrenmek için tıklayınız.
7.) Mobilden takip eden izleyenlerimiz Fihrist-blog konuları tablosunu bu bağlantıdan görebilir.
8.) Mobilden takip eden izleyenlerimiz yazı kronolojik listesi tablosunu bu bağlantıdan görebilir.

Buradan bize yazabilirsiniz.

Ad

E-posta *

Mesaj *

sayisaloyunlar[at]gmail.com adresimizden de soru, görüş, istek ve önerilerinizi iletebilirsiniz.

Sayfa yenileme kaldırılmıştır.
Copyright ©2018 Tüm hakları saklıdır. Blog SAYISAL OYUNLAR tarafından dizayn edilmiştir. Tamamı orijinaldir. Kasıtlı olarak bilgileri alan kişi konu ile ilgili sorulara cevap veremez. Benzer bilgiler ile karşılaşırsanız itibar etmeyiniz. Yayınlarımızı bağlantı linki ile paylaşıp kullanabilirsiniz. Y.N.