Pazar, Eylül 01, 2019

Adı Sevda ya da Sevda Sokağı

01/09/2019 23:40
Bugün Sevda'yı yazacağım. Sevda geldi aklıma... Güzel bir insandı. Kadınların hepsi güzel bilene... Ben ise nedense onun kıymetini bilememiştim.

Kıvırcık siyah saçları, siyah gözleri vardı. Simsiyah...
1998 yılının yaz aylarında, haziran olması lazım, konuşmaya başlamıştık onunla. Bir kızın hoşlandığını bilmenin ne kadar güzel bir şey olduğunu ilk o öğretmişti bana.
Sonra birşeyler oldu aynı şehirde bir başka mahalleye taşındılar. Nereye taşındıklarını söyledi bana. Geleceğim dedim.

Çok güldürürdüm onu küçük espiriler yapardım. Salaklıklar yapardım. Mantık hatalı şakalar yapardım ona. Çok gülerdi.
-- Kız tatlı şey.
Dediğimde kıkır kıkır güler güler giderdi.

Gözlerinin içine bakardım.

Yaz aylarında aylak aylak gezme yok, çalışma var. Cumartesi günleri öğlene kadar çalışır, öğleden sonra bisikletimle yanına giderdim.
Pazar günü de öğleden sonra giderdim.

O zamanlar telefonlar daha yeni yeni çıkmaya başlamıştı. Kız arkadaşla telefonda konuşmalar, mesaj bile daha icat edilmemişti. Sabaha kadar konuşmalar ardından bir hafta sonra ayrılmalar dahi yoktu.

Sevda'yla Eylül ayının sonuna kadar konuştuk.
Oturdukları binanın karşısındaki yoldan geçer ıslık çalardım. Islığı duyduğu anda balkona fırlardı. Sevda beni çok severdi. Gel diye işaret ederdim.
Fırlar gelirdi. 5-10 dakika konuşurduk sonra giderdi. O benim geldiğimi ıslığımdan tanırdı.
Hala severim Sevda'yı 1 bitmeyenin sonuna nokta konmaz.
En pişman olduğum şey ne biliyor musun? Acemilikten kızla en az 40 kez buluşmaya git. Bir kez bile bir çiçek bile götürme. Allah cezamı versin.
Belki de o beni bunun için seviyordu.

Sonra;
— Ben seni düşünmekten derslerime odaklanamıyorum, ayrılalım dedi.
— Tamam dedim.
Hiç tartışmadık.
O zaman boğazımda bir düğüm hissetmiştim ki onu hiç unutamam.
İnsan sevdiği için fedakarlık yapmasını bilebilmeli.
Onunla bir arkadaş gibi konuşmaya çalıştım. Bitsin dediğinde tamam diyecek mesafede durdum.

Sonraları Sevda'dan ayrıldığıma çok pişman oldum. Bir yandan da hiç unutamadım.
Sonra biz başka şehre taşındık. Aradan 3-4 yıl geçmişti, yazın yeniden geldim. Sevda'nın yanına gittim. Binanın önünde oturuyordu. Bana kızgındı soğuk davrandı.
Yine eskisi gibi konuştuk. Yanından ayrıldım.
Bir aşk alevlenmedi, buna müsaade etmedim, biliyorum ki etseydim onu asla bırakamayacaktım. Yine de onu unutamadım

Neye dayanamazdım biliyor musun? Seversem ayrılığa, seversem başkasının olmasına...
Ergenlik zamanlarında böyle şeylerin verdiği tahribatı tamir etmek uzun yıllar alıyor. İnsan her zaman insan...

Sevda şimdi ne yapıyor bilmiyorum. En az 3 çocuğu vardır en büyüğü 10-15 yaşlarındadır, tahmin ederim ki... Kimle evlendi bilmiyorum, ne yapıyor bilmiyorum. Evli mi onu dahi bilmiyorum.

Şu an sevindiğim tek şey ne biliyor musun? Birgün bir yerde onunla karşılaşsam kalbinde bir aşk bırakmadığıma seviniyorum.

Hayatımın belirli zamanlarında içimden birşeylerin koptuğu olmuştur. Bunlardan dolayı çok canım sıkıldığı olmuştur. Hissettiğim zamanlar olmuştur.
Belki bana gel dediği zamanlardı bunlar.
Belki evlendiği zamanlarda beni düşünmüştü. Onun acısı yansımıştı bana bilemezdim ki...
İnsan her acıya dayanıyor. Her şey zamanla düzelir güzel olur.
Çok zaman geldi aklıma gidemedim.

İçinde Sevda geçen bütün müzikleri dinlerdim, o yıllar ağır arabesk dinlediğim zamanlardı, sonraları arabeski bıraktım, çok sıkıntı veriyordu, bıraktım arabesk dinlemeyi... Birtek Hakan Taşıyan dinlerdim onu da bıraktım.
Şimdilerde arada dinlerim. Müslüm Gürses'i o zamanlar sevmez dinlemezdim. Hayran kitlesi tam psikopattı, şimdilerde ticari maksatla filmini yaptılar gitmedim.
Filmi çıktığı zamanlarda dinledim, gerçekten güzel müzik yapmış fakat o yaşlarda dinlenecek müzikler değilmiş onu anladım ki doğru yapmışım.

Hatırladığım kadarı ile 2003-2004 yıllarında Güçlü Soydemir'in albümü çıkmıştı ki ben arabesk dinlemeyi bırakmıştım. Bu adamın albümü şehirde çok sevilirdi.
Bu şarkıyı dinlediğimde aklıma Sevda gelirdi fakat sesim çıkmazdı.
Ondan önce İbrahim Sadri'nin "Sevda sokağı" şiiri vardı. Sırf onun için kitabını-kasetini almıştım. Hala o kitap-kaset durur Müsait bir zamanda o kitaptan şiirin resmini çekip buraya ekleyeceğim.

Ben Sevda'nın oturduğu sokakta oturuyorum,
Geceler hiç bitmiyor ben hiç uyumuyorum.
Gecenin efkarı iniyor perde perde,
Sevda'nın hayali vuruyor arada bir içime.

Bu dörtlüğü belki binlerce kez söyleyip onun kıvırcık saçları gelmiştir aklıma. 

Sevda sokağı
ben Sevda'nın oturduğu sokakta oturuyorum
geceler hiç bitmiyor ben hiç uyumuyorum
gecenin efkarı iniyor perde perde
Sevda'nın hayali vuruyor arada bir içime

ben Sevda'nın oturduğu sokakta oturuyorum
hani şu perdelerinde mavi kuş resimleri olan
Ali bakkalın hemen yanında 17 numara
o kırgın hayatın tam ortasında
hani duvarlarında hâlâ yazılar olan o sokakta
biri gurbetin, biri ihanetin,
biri de seni böyle sevmenin hikayesi
Sevda'nın camı bana bakıyor ben cama
ve bak sen şu serencama
pencere önünde menekşeler, hatmiler
bide gece sefası, bide haytalığı adamın
abi bide Sevda'nın hayali vuruyor arada bir içime
iyi oluyor diyorum bu sana iyi oluyor

arada bir arkadaşlar geliyor laflıyoruz ordan burdan
anlarsın ya güzel abim
iç cebimde bir umut doğuyor
bide nerden bulduysam resmi Sevda'nın
resimde Sevda inadına gülüyor
sevdam gayri resmi bilmekteyim
gel ki benim abim
birazda üstümüzde macera güzel duruyor
yani yakışıyor adama yakışıklı bir sevda
hayat haybeye vurmuyor yüzümüze belasını
hayat sokağımızda bir kehribar tespih gibi
dökuyor tanelerini takır takır yüzümüze
ben Sevda'nın oturduğu sokakta oturuyorum
geceler hiç bitmiyor ben hiç uyumuyorum
ağzımda fiyakalı bir ıslık
zulamda ağır yarası Sevda'nın
Ali bakkalın çırağı metin anlıyor halinden insanın
Metin nedir senin niyetin
kap bakalım abine bir taze ekmek biraz zeytin
bu akşam yine odamda efkar var
anlarsın ya Metin adamın halından adam anlar

ben Sevda'nın oturduğu sokakta oturuyorum
geceler hiç bitmiyor ben hiç uyumuyorum
gecenin efkarı iniyor perde perde
Sevda'nın hayali vuruyor arada bir içime
***

O zamanlar inşaat furyası başlamamıştı. Elinde parası olan boş bulduğu yere bina dikmiyordu. Geçtiğim yolla daireleri arasında 50 metre mesafe vardı, şimdi oralara binalar dikilmiş.

Dua ederim ki; O da bir vesile ile bu yazıyı bir yerden okusun. Kendine yazıldığını anında anlayacaktır. Dua öyle bir güç ki bütün olasılıkları altüst eder.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum yaparken:
1.) Yorumlar denetimden geçmeden yayımlanır. Yapılan yorumun sorumluluğu, yorumu yapanı bağlar.
2.) 3. bir kişiye hakaret olmadığı sürece yorumlar kesinlikle silinmez. İsterse yorumu yazan silebilir.
3.) Kuralları aşmadığı sürece site linki paylaşımı yapılabilir.
4.) Konu dışındaki sorularınızı sayisaloyunlar[at]gmail.com adresinden yazabilirsiniz.
5.) İzleyenler istediğini istediği şekilde yazabilir. İstediğiniz yerden başlayabilirsiniz.
6.) Aşağıdaki OneDrive tablosundan kelimelerinizi biçimlendirebilirsiniz.
7.) Bloglardaki toplam yazı sayısını öğrenmek için tıklayınız.
8.) Mobilden takip eden izleyenlerimiz Fihrist-blog konuları tablosunu bu bağlantıdan görebilir.
9.) Mobilden takip eden izleyenlerimiz yazı kronolojik listesi tablosunu bu bağlantıdan görebilir.

YORUM BİÇİMLENDİRME ÇALIŞMASI

Son yorumlar

Copyright ©201∞ Tum haklari saklidir. Blog SAYISAL MEHMET tarafindan dizayn edilmistir. Tamamı orijinaldir. Kasitli olarak bilgileri alan kisi konu ile ilgili sorulara cevap veremez. Benzer bilgiler ile karsilasirsaniz itibar etmeyiniz. Yayinlarimizi baglanti linki ile paylasip kullanabilirsiniz. Y.N.